Menorca







Yine uzun zaman oldu yazmayalı. Cebelitarık geçişi hem dün gibi, hem de aylar öncesi gibi. Zaman algımız iyice değişti. Aslında zamanı kaybetmiş gibiyiz ve tekrar bulasımız da pek yok .

Tarifa'da biraz dinlendikten sonra yola devam edip, batıya giderken Uzaklar II ile birkaç hafta geçirdiğimiz ucuz ve güzel bir marina olan Almerimar'da Ma'yı bırakıp pek sevdiğimiz şehir Barcelona'ya, pek sevgili arkadaşımız Hamid'i ziyarete gittik. Birkaç gün burada kalıp Mehmet Sacha'yı görmek için Fransa'ya, ben de kızkardeşim ve ailesini görmek için Almanya'ya gitmek üzere ayrıldık. Uzun zamandır ilk defa Ma'dan ve birbirimizden ayrılıyoruz. Heyecanlıyız doğrusu. On gün sonra tekrar Barcelona'da buluşup Almerimar'a döndüğümüzde hem birbirimizi hem de Ma'yı çok özlemiştik. Tekrar anladık ki birbirimizden ve denizden uzak bir yaşantı ikimize de çoook uzak!

Doğuya ilerlemek için uygun rüzgarı yakalar yakalamaz İspanya'nın güneydoğusunda bulunan, yine daha önce uzunca bir süre kaldığımız Mar Menor'a gidip burada da bir süre demirde kaldık. Herşey ne kadar görece... Önceki kalışımızda neredeyse nefret ettiğimiz bu yer şimdi dinlenmek için hiç de fena bir durak olmadı.

Batıya ilerlerken kafadan aldığımız ve bizi yoran batılı rüzgar bu sefer pupamızdan hafif hafif eserek bizi Menorca'ya getirdi. Bu sefer doğru yönde ilerliyoruz galiba. Coğrafyasının güzelliğine hayran kaldığımız Menorca'nın insanlarını hiç sevmedik. Adanın her tarafında dünya zenginlerine ait boş villalar ve yine bu insanlara hizmet veren kafe-restoranlar mevcut. Görgüsüzlük hat safhada. Fotoğraftaki tekne altından değil sadece altın rengi. Iyyy... Neyse ki çapulcu denizcilerin buluştuğu ve Mahon kasabasının tek demir yeri olan sakin koyu bulup bir süre dinlendik. Etrafta gezintiye çıktığımızda boş villalara bakıp, sahiplerinin bu güzel bahar günlerinde takım elbiseleriyle servetlerine servet katmak için çalışıyor olduklarını düşünerek dünya hali üzerine bol bol sohbet ettik. Konudan sıkılmaya başladığımızda demirimizi alıp heyecanla gitmeyi beklediğimiz Tunus'a doğru yelken açtık.

Üç gün üç gece süren Menorca-Bizerte seyri pupadan aldığımız 2-4 kuvvetindeki rüzgarla ve Mehmetin bulantı sorununu nihayet çözen bulantı hapıyla yolculuğumuzun belki de en keyifli seyri oldu. Güle oynaya geçen yol boyunca genç bir martı bize eşlik etti. Tiran Denizi'nin ortalarında irice bir su kaplumbağasıyla karşılaştık. Heyecandan doğru kadrajlanamayan fotoğrafı da yanda.

Hiç yorum yok: